zombilik zor iş. mevta olduktan sonra da çimlere basmadan yürüyebilmek başlı başına sıkıntılı bir olgu. yörelere göre hitap şekli de değişiyor ki; kuzey amerika'da "zaombiy", →
tabiri caiz değildi. kelimeler bayırdan aşağı yuvarlanan boş variller misali ağzında takırdıyordu. uzun zamandır burhan çaçan'ın ikinci kasedini, "kızlar çıktı çayıra"yı arıyordu, ama her defasında →
muhtemelen yüz yaşımı göremeyeceğim. ve yüz yaşındayken herhangi bir yüzüm olmayacak. yaşamaya yüzü olmamak adında bir kavram bile yaratabilirim, ister istemez; bilinmez. isteyip istemeyeceğimi bilemem →
kafası kaşarlı-kuşbaşılı pide gibi olmuş, zonkluyordu. birkaç kablosu yanmış olabilirdi belki, ama sigortalarının attığı kesindi. dumanı üstündeydi, doğruldu. kendi kendine rönesans esprileri yaptı, gülmedi. bütün →
kafana bir saksı düşerse ayılacaksın. travması ağır olacak, beynin sarsılacak, ama ayılacaksın. beyninin corpus-callosum civarlarında konuşlanmış kılcal damarlarında meydana gelen deprem, artçısını önce faksla merkezi →
bir selobantı dişleyerek koparmak acı veren bir eylem değildir. kopuş eyleminin acı verebilitesinin yüksek olması bu vaziyete etki etmez. kaideler istisnaya kafa tutma becerisine ise →
ensemde bir akrebin gezindiğini hissedebiliyorum. çöl kumu kirpiklerimin arasına doluşurken akrebin kuyruğu havayı ikiye bölüyor uzunlamasına. bulut yok, rüzgar susamış, bir bardak su vereni olmamış. asırlar →